Showing posts with label kayıp tablet. Show all posts
Showing posts with label kayıp tablet. Show all posts

Saturday, 2 April 2011

ŞİİR DEFTERİ'NDEN

Şeref Bilsel - Cenk Gündoğdu

Hasip Bingöl, (1981, Bingöl), şiir üzerine de dikkate değer yazılar ortaya koyan bir şair. 2007 yılında ilk kitabı ‘Kayıp Tablet’i yayımladı. Kitap, yedi uzun şiirden oluşuyor. Bir ilk kitaptan çok, uzunca bir zaman çalışılmış, derinleşilmiş bir ‘olgunluk’ kitabı gibi; fakat şiir okurlarının kolayca ilişkileneceği, içine gireceği şiirler değil bunlar. Oldukça geniş bir kelime kadrosuna sahip ‘Kayıp Tablet’. Bingöl, kullandığı sözcükler kadar, sözcüğü ‘nerde’ kullandığına dikkat ediyor. Söz sanatlarını ustalıkla kullanıyor. Divan şiirinin kavi şairlerine göndermeler ve sağlam bir dilbilgisi karşılıyor bizleri. “su sızlıyor durmadan, Hâfız ağlıyor/ yanı başımda./ eğilsem toplayacağım kasideleri.”


Şiir Defteri, 2008

"KAYIP TABLET" -Şiir Defteri


Sezai Sarıoğlu,


Hasip Bingöl'ün ilk şiir kitabı üzerine yazılan yazılar, iyi bir şairi işaret ediyordu. Kayıp Tablet kitabıyla şair, tarihi, insani, poetik ve politik bir sorunsalı açık ve dolaylı olarak şiirlerin içine, çekirdeğine yedirmiş. Bu şiirler, genel olarak Ortadoğu özel olarak Doğu metinlerinin, söylencelerin arka planında "ötekileştirilmiş" bir dünyayı imleyen sözcüklerin içinden kurulmuş şiirler. İlk kitabıyla kavmine ve coğrafyasına ait delillerini güçlü bir dille, imgelerle şiir arastasına boca eden biri yolumuzu kestiyse, bize, hoş buldun, demek düşer… Şiirden daha fazla bir şiir kitabından söz ediyorum, desem bulunur mu bir işiten?


Şiir Defteri, 2008

Sunday, 2 January 2011

ŞİİRDE YENİ BİR KUŞAK GELİYOR

Hasip Bingöl (d.1981) “Kayıp Tablet” (2007) kitabında son beş-altı yıldır dergilerde bazılarını yayımladığı şiirlerini bir araya getiriyor. Yazdıklarının bütünlüklü bir doku oluşturmasına önem verirken ‘su, ateş, lahit, mezmur, kargış, riya, yaprak’ izlekli eğilimlerle dizeler kuruyor.

Memleketimizin doğu yönünden esen rüzgârla günümüz şiirinde kendine yer edinme çabası içerisinde olan genç şairlerin çoğu gibi Bingöl de Osmanlı Türkçesinin yer yer aşırı derecede solgun, yer yer de yaşam içerisinden olmasa bile kültür içerisinden parıldayan sözcüklerinden şiir çıkarıyor. Aslında şairin kayıp tabletler peşinde olduğu hesaba katılırsa bu durumun nereden kaynaklandığı anlaşılabilir. Bir şiirinde “nisyan bilirim taş okumalarını” diyor, bir başkasında “şiirimde helâk nice pervane kıyar kendine/ ey bezzaza çehremi pazarlayan tacir” diyor, bir başkasında ise “bahsedilir ki/ mezmur sayfalarında bu tarasuttan” diyerek eski sayfalara olan düşkünlüğünü ortaya koyuyor.

Bu yönüyle Bingöl’ün bugünkü zamanların dışından bir yerden seslendiği, arkaik sesleri toplama eğiliminde olduğu söylenebilir. Bunu yaparken duygusal bir yenilmişlik eğilimiyle olduğu kadar, günümüzü hiçe sayma tutumuyla da hareket ediyor gibi.

Divan şiiri kültürünün izleri gizli söz sanatlarıyla yer buluyor bazı şiirlerde. Sözgelimi “bir ceylanın memelerinden misk/ salınır üzerime feleğin cürmü” derken ya da “selvileri sorsam hatırı kalırdı sevgilinin” dizesiyle sevgilisine övgüler yollarken bu tutumla hareket ettiği gözlenebilir. “Kayıp Tablet” heyecanını kültürel derinlikle dizginleyen, sözünü tartmayı bilen bir şairi haber veriyor. Bu şair, yeni zamanların parıltı ve karmaşasını da aynı güçle kavrayıp yansıttığında yepyeni şeyleri yepyeni ifadelerle söyleme gücüne sahip olduğunu ortaya daha benzersiz biçimde koyacaktır.

Bâki Asilturk
Milliyet Sanat, Ekim 2007, Sayı 583

Tuesday, 24 August 2010

Şiir gençliktir!

Haydar ERGÜLEN


Çok genç şair var, daha da olsun, çünkü şiir gençlik demektir, genç işidir. Kayıp Tablet (Yom) en gençlerden Hasip Bingöl'ün ilk kitabı. Doğulu izleklerle, söylencelerle oluşturulmuş bir şiirin de en yeni seslerinden. Kendine özgü bir sözlüğü genişletmeye çalışan bu şiir, bizi Türkçenin doğusundaki kayıp seslere ulaştırmak gibi bir görevi de üstlenmiş. Bunu da layığıyla yerine getiriyor. Acılı bir kavmin kaçınılmaz sözcüsü olmanın getirdiği kederse tüm şiirlere sirayet ediyor: kendi dilimde yabancı buldum sözlerimi/ kendi sesimin limanına sığınmak/ ve kendi suretime dönmek için/ yüzümü sildim gül yapraklarıyla/ yazık ki kavmimin sözcüsü kıldığım güller/ zakkum ağacının gölgesiyle büyümüş/ yüzümdeki acılık, sözlerimdeki eğrilik. Daha ilk kitabında uzun şiirlere yönelmiş olması da şiirinin kuruluşundaki söylence biçemini daha da geliştireceğinin bir işareti. Hasip Bingöl daha oylumlu şiirlerinde de benzer bir başarıya göstereceğe benziyor.


Radikal Kitap, 29 Haziran 2007

http://www.radikal.com.tr/ek_haber.php?ek=ktp&haberno=6516

Monday, 9 August 2010

Şehir, ben ve Ortadoğu

ORHAN KAHYAOĞLU

Aralarında uzak da olsa bir akrabalık hissedilebilen iki şiir kitabı var elimizde. Şeref Bilsel'in Mecnûn Dalı ve Hasip Bingöl'ün Kayıp Tablet'i. Şeref Bilsel, bir önceki kitabındaki gibi, riskli bir şiir arayışının peşinde. Türkçe yazılan şiirin, halk şiiri de dahil birçok geleneksel kaynağıyla, İkinci Yeni gibi modernist şiir akımlarının; kesişme, hatta kaynaşma noktasında bir bileşenini arıyor gibi. Öte yandan, merkezi şehirli sezgiciliğine yaslansa da öz itibarıyla Doğulu, Ortadoğulu bir duyarganın içinde gezinen bir şiir üretme kaygısı yakalanıyor. Dolayısıyla, çatışkılarla dolu bir 'ben'i damıtıp, su yüzüne çıkararak bir şiir oluşturma çabası var. Kitaptaki çoğu şiirde, bu arayışın damıtılmış örnekleriyle karşılaşılıyoruz. Ama, bazı şiirlerde değindiğimiz türden bir özgünlüğe ulaşılamıyor. Örneğin, başta Cemal Süreya olmak üzere, bazı şairlerin ömür boyu kovaladığı, Ortadoğu'ya özgü bir şiir sorunsalının, takipçisi gözüküyor. Bazense bu etkileşimden sıyrılıp, tamamen kendi ben'ine kilitlenerek yazdığı, son derece özgün şiirlere rastlanıyor. Yine de, günümüz şiir ortalamasının bir adım önünde giden bir şiir yapılanması olarak değerlendirilebilir bu şairin çabaları. Şeref Bilsel, oldukça genç bir şair. Hasip Bingöl'se çok daha genç. Kayıp Tablet onun ilk kitabı. Bu kitaptaki şiirlerde Ortadoğu daha kökte bir sorunsal olarak ön plana çıkmış. Ortadoğu'nun kültür, dil, söylem ve sözcükleri üzerine kurulmuş bir şiir bu. O da, tabii ki, bir şehirli duyargasıyla yazıyor şiirlerini. Ancak Ortadoğu dil ve kültürüne mesafe şöyle dursun, hemen tüm kitaptaki şiirlerin kurgu ve kökleri, Ortadoğu'nun tam içinden, dibinden fışkırıyor. Kendi şehirde, ben'i büyük ölçüde Ortadoğulu. Şiiri hemen hemen bu dil ve hatta söylencelere yaslanarak yazılmış. Kitabı, yaşı çok genç olduğu halde teknik açıdan çok yetkin bir yapıya sahip. Ancak, bu yapısal güçlülüğün içinde, birçok modern şairin şiirlerinden etkiler, izdüşümlerle karşılaşılıyor. Hele kitabın son şiiri 'şehvet ve hazine'de İsmet Özel şiirinin teknik kadar ses ve formlarından da fazlasıyla esinlendiği dikkat çekici.

Hasip Bingöl 'Kayıp Tablet'ini bulacak mı?

Kayıp Tablet, Bingöl'ün varlık ve hiçlik duygularının tüm gerginliğiyle su yüzüne çıktığı bir kitap. O dil, söylem ve kullandığı sözcüklerle Ortadoğulu bir kimlik ve ben'inin çatışkılarıyla bezeli bir ben. İşin hoş yanı, özellikle 'Kantadı' adlı kitabın birinci bölümünde var olan üç uzun şiirin, aynı temel kanalı, izlekleri işaretlemesinin yanında, şairin kendine ait bir dil ve yapıyı başarıyla oluşturması. Bu üç şiirin tamamen Hasip Bingöl'ün yaratısı olduğunu söylemek zor. Ama, büyük ölçüde kendi şiirinin hakikiliğini hissediyor insan. Çeşitli dizelerde Ece Ayhan'dan Sezai Karakoç ve Ülkü Tamer'e ait izleklere dolayımlı da olsa rastlanıyor. İkinci Yeni şiirinin ruhu büyük ölçüde sinebiliyor bu şiirlere. Ama, öte yandan Ahmet Arif şiirinin sorunsalıyla hiçbir bağ kurmadan, yine tam içinden, dibinden bir Ortadoğu duyarlılığını şiirine yedirebiliyor. Dize yapısı, sözcük seçimleri ve oluşturduğu kültürel kuşatıcılık noktasında çok etkili kesitlerde var. 'si bemol' adlı ilk şiir kendine has, ilginç bir ruhaniliği içinde barındırıyor. Değişik bir imgelemi var. Çok güçlü değil, ama etkili, kuşatıcı. Ortadoğu'da yaşanan keder yüklü dünyayı şair kendi ben'inden hareketle ilginç bir vücuda dönüştürmüş. Şairin kendi ben'iyle sen'i birlikte yolculuk ediyorlar. Aynı ben'e dair sorgu 'taş okumaları' şiirinde de derinleşiyor. Aynı sorunsal, tutkular düzeyinde şiir varoluşunu derinlemesine sorguluyor. 'zâtür're' adlı üçüncü şiirdeyse, sıraladığımız özelliklere ek olarak Bingöl'e has bir melankolinin bu uzun şiiri kuşatışı dikkat çekiyor. Bu şiirlerde dikkat çeken musiki ve tonlamalar özelikle 'zâtür're' adlı şiirde yetkin bir düzleme ulaşıyor. İşin ilginç yanı, bu dipten gelen Ortadoğulu duyarlılığın, bir şehirlinin kimliğiyle, ben'iyle çoğu kez kesişmesi. Hepatiti, melankolisi vs.'siyle apayrı çatışkılı semboller bunlar. Modern bir kurguyla, geleneksel, hatta etnik duyarlılıkların kazınmaya, çakışmaya devam ettiği ikinci bir bölüm daha var bu kitapta. Adı da 'Kayıp Tablet'. 'ilk oku... kalbime' adlı şiir de güçlü bir imge dünyasıyla bezeli. Keder tüm sıcaklığıyla sürüyor. Sanki Ortadoğu kökenli, apayrı bir ben'in yaradılışının peşinde. Dolayısıyla da yoğun mistik atmosfer, kederle iç içe, tutku yoluyla özel bir algıya dönüşüyor. Zaten süreç içinde şairin ağırlıklı İslami, hem de Hıristiyan kültürlerine yaptığı göndermelere rastlanıyor. İsmet Özel şiirinin dolaylı esinleriyle karşılaşılıyor. 'prematüre' şiirinde görece az, ama 'şehvet ve hazine' şiirinde dil, form ve söylem açısından İsmet Özel şiirinin açık etki ve kuşatıcılığı var. Şiirler güçlü, ama özellikle ikincisi, yarattığı heyecana rağmen Bingöl"ün daha kendine has bir dili henüz tam anlamıyla oluşturamadığını gösteriyor. Belki bir ilk kitap olarak kaçınılmaz bir esin bu. Şairin hangi şiirleri öncelikle yazdığını bilemiyoruz. Ama, ilk bölüm çok daha yetkin ve Bingöl'e özgü. Bingöl çok genç bir şair. Ve bu değindiğimiz saplantıyı aştığı noktada inanılmaz güçlü bir şair olmaya aday. Özellikle ilk bölümdeki üç şiirindeki gibi.

Radikal Kitap, 01/06/2007

KAYIP TABLET, Hasip Bingöl, Yom Yayınları, 2007, 64 sayfa

İş Hâli